Kültür Sanat Dergi

Byakademia

Kültür Sanat Dergi

Türkiye’nin Sakin Şehirleri

Türkiye’nin Sakin Şehirleri

İtalya’da 1999 yılında başlayan “yavaş şehir” hareketi günümüzde 30 ülkeye yayılmış durumda. Türkiye de geleneksel yaşam ve üretim biçimlerini koruyan şehirlerin yer aldığı bu ağa da- hil. İşte 10 yavaş şehrimiz.

Seferihisar/İzmir: Türkiye’nin ilk sakin şehri olan Seferihisar, İzmir’e 45 kilometre uzaklıkta. Buraya 17. yüzyıl- da gelen Evliya Çelebi, o sıralarda Sivri- hisar olarak anılan yerleşmeden ürün- leri bol, halkı zengin bir kasaba diye bahseder; bir hisarı olmadığını ama bağların arasında yükselen kayalıkların hisarı andırdığını söyler. İngiliz seyyah Richard Chandler da 18. yüzyılda Se- ferihisar izlenimlerini yazmış. Burada üzümlerin taze yendiğini ya da kurutul- duğunu söyleyip Dionysos’a adanmış bu şehirde şarap üretiminin yaygın ol- mamasına şaşırdığını belirtmiş.

Seyyahların ayak izlerini taşıyan Se- ferihisar, gezginlere bugün de pek çok zenginlik sunuyor. Lezzetli Satsuma mandalinalarının yetiştiği meyve bah- çelerinden ve zeytinliklerden salınan kokular Ege Denizi’nin iyotlu kokusuna karışıyor. Geçmiş uygarlıkların nefesi Sığacık Mahallesi’nin alçak katlı evle- rinin avlularında, antikçağlardan beri denizcileri ağırlayan limanında, sahil kenarında dizilen balıkçı lokantalarında dolaşıyor.

Seferihisar’ın tarihi, Teos antik şeh- riyle birlikte 3000 yıl gerilere gidiyor. 12 İonia kent devletinden biri olan Teos, antik tiyatrosunun yanı sıra Dionysos adına yapılmış en büyük tapınağı ba- rındırıyor. Teos’un kimi asırlık taşları ve kitabeleri 16. yüzyıla tarihlenen Sığa- cık surlarında yeniden hayat bulmuş.

Evliya Çelebi’nin bir tılsımı fısıldadığını söylediği, antik taş ve mermer ocağının bulunduğu Karagöl de Seferihisar’ın hem doğal hem de kültürel hazinele- rinden biri.

Özenle korunan yerel lezzetleriyle Seferihisar ziyaretçilere farklı tatlar da sunar. Ekmek dolması, enginar dolma- sı, nohutlu mantı, tatlı tarhana, yuva- laça, samsades tatlısı yörenin başlıca yemekleri. Seferihisar’da biri organik olmak üzere her hafta dört pazar kuru- luyor. Her yıl düzenlenen Tohum Takas Şenliği’nde yerli tohumlar yaygınlaştı- rılmakta, çoğaltılarak çiftçilere dağıtıl- maktadır. Bunun yanı sıra 49 kilomet- relik uzun sahil şeridine serpiştirilmiş mavi bayraklı plajları, güneş enerjisiy- le çalışan sokak lambaları, bisikletin teşvik edildiği yollarıyla bir sakin şehir olma vasfını hakkıyla taşıyor.

Taraklı / Sakarya: Sakarya il mer- kezine 65 kilometre uzaklıkta olan Taraklı, etrafı dağlarla çevrili dar bir vadide kurulmuş. Kente hâkim Hisar Tepesi’ndeki iki su sarnıcı İÖ 2000- 1000 yılları arasına tarihleniyor. Taraklı, Osmanlı’nın ilk yerleşim yerlerinden biri ve tarihi evleri, çarsısı, çeşme ve hamamlarıyla Osmanlı şehir dokusu- nun ve sivil mimarisinin çok iyi korun- duğu yerlerden. Evliya Çelebi, Seyahat- namesi’nde Taraklı için, “kalesi viran bir biçimde olup; bağlı bahçeli, akarsulu, bir dere içinde 500 kadar hanlı, evli, tahta ve kiremit örtülü şirin bir kasa- badır” der. İlçede halkın şimşir kaşık ve tarak yapması nedeniyle isminin Yeni- ce Taraklı olarak anıldığını belirtir. Bu isim zamanla halk dilinde Taraklı olarak değişmiştir.

Mimar Sinan tarafından 1517 yılın- da yapılan, kurşun kubbesinden dolayı Kurşunlu Cami olarak da anılan alttan ısıtmalı Yunus Paşa Camisi kentin en önemli kültürel varlıklarından biri. Baş- ta Kadirler Konağı, Çakırlar Konağı ve tüm Taraklı’ya hâkim cihannümasıyla bilinen Haşim Ağa Konağı (Fenerli Ev) olmak üzere yüzü aşkın tescil edilmiş ev ve konak Osmanlı sivil mimari ör- neklerini sergiliyor. Şu anda Ulucami Mahallesi’nde bulunan ahşap Hacı Atıf Han da İpek Yolu üzerindeki kervanla- rın konakladığı tarihi bir han. Taraklı’ya bağlı Hacıyakup Paşalar köyündeki Bi- zans döneminden kalma kil hamamı kaplıcaları günümüzde de işlevini sür- dürüyor.

Taraklı, coğrafyasıyla da gezginleri büyüleyecek güzellikler taşıyor. Evliya Çelebi’nin “ağaç denizi” dediği orman- larla çevrilidir. Mendereslerle bölünen coğrafyada, şehre 20 kilometre uzak- lıkta, çam, kayın, köknar, meşe ve şim- şir ağaçlarıyla kaplı Kapıorman Dağla- rı’nın tepesindeki Karagöl Yaylası, Tuzla köyünden başlayan Hark Kanyonu ve Mağarası, Güngörmez Şelalesi, Kemer Köprüsü, Acısu, Hıdırlık Tepesi, Gürle- yik Suyu ilçenin doğal zenginliklerin- den. Taraklı’nın Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında dolaşıp bir fetih nişanesi olarak dikildiği düşünülen 700 yıllık çı- nar ağacını görmeden, gölgesindeki çeşmenin 277 yıldır akan suyundan iç- meden ve şehrin 19. yüzyıl çehresinin bir görünüp bir kaybolduğuna tanıklık etmeden buradan ayrılmamak gerekir.

Şavşat / Artvin: Artvin il merkezi- nin 71 kilometre doğusunda bulunan Şavşat, yüksekliği 3 bin metreyi aşan dağ sıralarıyla çevrili, dar ve derin vadi-

lerin arasında eşsiz bir coğrafyada yer alır. Şehrin isminin Gürcüce “kara or- man” anlamına geldiği söylenir. Şavşat civarında İÖ 900-650 yılları arasında Urartu ve Kimer kabileleri yaşamışlar- dı. Bölge daha sonraları sırasıyla Saka, Roma ve Sasanilerin eline geçti. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı’nın yönetimine girdi ve Gürcistan Vilayeti olarak adlandırıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslara geçen bölge 1921’de Türkiye sınırlarına dahil edildi.

Sahara Milli Parkı içerisinde bulu- nan korumaya alınmış bölgede ladin, çam ve köknar ağaçlarının ortasında yer alan Karagöl, Şavşat’taki çok sayı- da göllerden en büyüğüdür. Bunun yanı sıra Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü de ilçe sınır- ları içinde. Arsiyan, Sahara ve Bilbilan yaylalarında Karadeniz’in puslu yeşillik- lerinin arasına serpiştirilmiş, genellikle iki katlı olan, üç tarafı ayvan denilen balkonla çevrili, tamamen ahşaptan yapılmış geleneksel Şavşat evlerine rastlamak mümkün.

Şavşat’ın kültürel varlıkları arasında Cevizli köyündeki 10. yüzyıldan kaldığı düşünülen Tibet Kilisesi, Köprülü kö- yündeki Köprülü Kilise, Zor Mustafa Bey Camisi sayılabilir. Söğütlü Mahalle- si’nde 950 rakımda yüksek bir kayalığın üzerine oturan, içinde sarnıç ve şapel kalıntılarına rastlanan Şavşat Kalesi de şehrin önemli kültürel varlıklarından. Şavşat, bünyesinde birçok endemik türleri de barındıran oldukça zengin bir bitki çeşitliliğine sahip. İlçede yükselti artışına bağlı olarak farklı vejetasyon kuşaklarının meydana geldiği görülü- yor. Şavşat’ın dağlık coğrafyası sadece farklı bitkilere değil farklı manzaralara da olanak tanır.

About the Author

akademia administrator

Mesajınız