Dergi

Byakademia

Dergi

Yaşamın Başlangıcı Üzerine…

Dergi

Dergi

Avustralya New South Wales Üniversitesi jeoloji profesörü Martin Van Kranen- donk, ülkenin batısında bulunan Strelley Pool bölgesinde 3,5 milyar yıllık geçmişi olan antik kaya oluşumlarını incelediğinde dünyanın en eski mikrobiyal fosilleri ile karşılaştı. Kranendonk’un bulduğu fosiller, stromatolitler adıyla bilinen mavi-yeşil su yosunları. Yosunların sığ sularda veya okyanus diplerinde bulunan bakteri ve mikrop kolonilerince oluşturulduğu tahmin ediliyor. Yani bu bakteriler bir şekilde suyun yüzeyine çıkıp, güneş ışınlarını besin olarak kullanmaya başladılar ve gü- nümüzdeki örnekleri gibi kolonileştiler. Bu bulgular gerçekten muhteşem. Çünkü gezegenimizde yaşamın çok erken başladığını ve çok çabuk geliştiğini gösteriyor. Oxford Üniversitesi’nden paleobiyoloji profesörü Martin Braiser, “Bunlar hücre benzeri oluşumlar. Sonunda biyolojik bir morfolojiyle karşı karşıyayız,” diyor. Ka- yaların kimyasal içeriği incelendiğinde, ilkel mikropların sülfür sayesinde kimyasal reaksiyona girip, enerji ürettikleri anlaşıldı. Bu durum günümüz sülfür bakteri- lerinin enerji mekanizmasıyla aynı. Araştırma grubuna başkanlık yapan Brasier, atmosferin o zamanlarda metan, karbondioksit, sülfürdioksit, hidrojen sül t ve su buharından oluştuğunun altını çiziyor ve ekliyor; “Tüm bunlar bizler için zehirli gazlar. Ancak mikrobiyal yaşam için mükemmel yakıtı oluşturması nedeniyle ne- redeyse bir cennet ortamıydı.”

Tahminlere göre zaman içinde stromatolitler tüm dünyaya yayıldı. Tabii bu arada fotosentez sonucunda karbondioksitle beslenip, atmosfere oksijen salma- ya başladılar. Oksijen ilk olarak okyanuslar tarafından emildi ve suyun altındaki volkanik içerikle birleşince demir oksit parçacıkları oluştu. Belki bu sürece etki eden başka faktörler de vardı ama sonuçta okyanus dibindeki demir, yüzlerce yıl boyunca okside dönüştü. Böylece dünyadaki en değerli mineral depolardan biri oluştu. Oksijenin varlığı her şeyi değiştirdi. Güneş’in zararlı morötesi ışınlarına do- ğal bir kalkan oldu, gezegenin yüzeyindeki yaşam için uygun ortamı desteklemeye başladı. Bu korunmayla birlikte artık yaşam formları çok daha karmaşık bir yapıya doğru evrim geçirmeye hazır duruma geldiler. Önce çok hücreli organizmalar, ardından balıklar, böcekler, sürüngenler, dinozorlar, ilk primatlar ve insan… An- cak yaşamın başlangıcından itibaren geçen ilk 3 milyon yıl boyunca Dünya’daki tek canlı türü mikroplardı. Bu ufacık organizmalar, tüm gezegeni kontrol ettiler, değiştirdiler ve yaşanabilecek bir eve dönüştürdüler. Onlar olmadan, bildiğimiz anlamda çok hücreli bir yaşam da asla var olamazdı.

Günümüz bilim insanlarının bazıları, ilk hücreden bu yana hayatın şekillenme aşamalarını oluşturmak için farklı bir yaklaşım sergiliyorlar. Laboratuar ortamında yaşamın evrelerinin yeniden canlandırıldığı bu yöntem, 1920’li yıllarda ortaya atıl- mış olan bir kre dayanıyor: İlk organizmalar, organik moleküllerin oluşturduğu “ilksel çorbadan” meydana gelmiş olabilir. Stanley Miller’ın kendi laboratuarında yaptığı deney de tamamen bu kir üzerinden şekillenmişti. Cambridge Üniversi- tesi Moleküler Biyoloji Laboratuarı başkanı Dr. Philipp Holliger, “Yaşamın başlan- gıcı Büyük Patlama değildi,” diyor. “Bu, başlangıçtan ziyade bir dönüşümdü. Ya- şam, gri bölgeler oluşup, bir şeyler daha canlı duruma gelebildiklerinde başlamış oldu.” Fakat eğer durum böyleyse ve ilk organizmalar ilksel çorbadan oluşmaya başladıysa, içerik nasıl belirlendi?

 

About the Author

akademia administrator

Mesajınız